Ömür İLBAŞ

Bu soru şöyle de sorulabilir:

Erkek veya kadın, fark etmez; her başarılı insanın arkasında, onu seven, sayan, ona güvenen, inanan, güç veren, gerektiğinde de koşulsuz şartsız arkasında duran, önünü açan birisi her zaman var mı?

Olsa ne müthiş olurdu değil mi?

Gazetelere baktıkça, iyice kızışan Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başkanlık yarışında, adayların eşlerinin duruşları ve konuşmaları geleceğin ABD Başkanı’na ne kadar destek ya da köstek oluyor diye düşünmeden edemiyorum.

Amerikan ekonomisinin başkenti olduğu söylenen Chicago’nun önemli avukatlarından Michelle Obama yıldızı gitgide daha çok parlayan bir Başkan eşi olarak bugünlerde halka şöyle sesleniyor: “Dört yıl önce ilk kez bir araya geldiğimizde, bu yolculuk için hala bazı kaygılarım vardı. Spot ışıklarının altında kızlarımızı nasıl yetiştirecektik? Gerçek şu ki, kızlarımız için kurduğumuz hayatı sevmiştim. Bu hayatı beraber kurduğumuz adamı sevmiştim. Barack Obama, hala benim yıllar önce aşık olduğum adam.”

Bunları söyleyen bir kadın, iyi günde, kötü günde o erkeğin arkasında duracak demektir. Bunun geleneksel olarak böyle olması gerektiği konusunda herkesin hemfikir olması için ne Amerika’ya ne de başkanlık yarışına kadar uzanmaya gerek olmayabilir aslında.

Dünyanın her yerinde kabul görmüş bir geleneğe göre, başarıdan başarıya koşan erkeğe önce annesi sonra da eşi güç ve destek vermelidir. Anne çocuğunu elinden geldiğince yüreklendirmek, hayata hazırlamak görevini üstlenmiştir ve bu görevi ondan ancak delikanlının eşi devralabilir…

Bunlar önce masallarda sonra okul kitaplarında dinlediğimiz, daha sonraki yıllarda da ballandırarak birbirimize anlattığımız konu-komşu, eş-dost-akraba yaşamlarında böyledir.

Ama yine de insan gerçekten böyle mi diye sormadan edemiyor.

Bugün artık başarılı kadınların da arkasında duran erkeklerin olduğunu bilmekle birlikte, gerçek hayatta gördüğüm şey, daha çok korkularını, kaygılarını, yılgınlıklarını çocuklarına yansıtarak, onlara sürekli dış dünyayla ilgili ürkütücü şeyler anlatan, korku kültürünü çok başarılı bir şekilde evde başlatan yetişkinler. Yaşadığımız coğrafyada, eşine verilecek destek konusunda yüreklendirilen genç gelinlere bile çift arasında çıkan en ufak bir pürüzde hemen eşine karşı cephe alması salık veriliyor.

Geçtiğimiz aylarda, bir çalışanının eşinden ayrılacağını kendisiyle uzun uzun paylaştığı için kaygılanan bir yabancı danışanım bana şimdi ne olacak diye sorduğunda söylediklerim hiç hoşuna gitmemişti. Her şey benim yazdığım bir film senaryosunu andırırcasına gerçekleştiğinde, yabancı yönetici şaşkına dönmüştü. Oysa olacaklarla ilgili öngörülerim bizlerin alışkın olduğu davranış biçimleriydi. Evet, genç kadın eşiyle sürdürdüğü medeni ilişkiyi evlilik biterken korkunç bir düşmanlığa dönüştürdü. İşe aileler de karışınca ortaya kafası karışık ve çalışamaz hale gelen, alıngan, kırgın ve saldırgan bir yapı çıktı. Bu da şirketin yönetim katındaki tüm dengeleri alt üst edecek, kavgalara neden olacak boyutlara kadar taşındı. Kendi ülkesinde bir boşanmanın iş dünyasını bu kadar alt üst ettiğine hiç tanıklık etmemiş yabancı yönetici de olaya tam anlamıyla “Fransız kaldı”…

Bizler sadece etten kemikten oluşmayan, çoğu zaman duygularımızla hareket eden, kaygılarımızı, düş kırıklıklarımızı, hüzünlerimizi, bazen istemeden de olsa, iş yerine taşıyan insanlarız.

Biraz dikkatlice baktığımızda, çalışma alanlarımızın ve oradaki davranışlarımızın evde, okulda, sokakta öğrendiklerimizin bir aynası ve daha da ileri gidecek olursak, oralarda görüp yaşadıklarımızın bir tür uygulama merkezi olduğunu saptayabiliriz. Sonbaharla birlikte yeni bir döneme adım atarken, etrafınıza şöyle bir göz atıp, evde ve işte kime ne kadar destek verdiğinize bir bakar mısınız? Burada o kişinin bu desteği hak edip etmemesine hiç takılmadan, sizden sevgi, saygı ve ilgi gördüğünde muhteşem şeyler yapabilecek birilerine verilen koşulsuz destekten söz ettiğimi de unutmayın…

Esen kalın.

Bu yazım Sigorta Dünyası dergisinin Eylül 2012 sayısında yayınlanmıştır.

Ömür İlbaş TwitterÖmür İlbaş İnstagram
Web Tasarım
Copyright © 2009 Ömür İLBAŞ. Bu Sitenin Tüm Hakları Ömür İlbaş'a aittir.