Ömür İLBAŞ

Geçen gün eğitimde hayalleri hedefe dönüştürmekten söz ederken, Hindistan hayallerimi anlattım ve anında katılımcılardan tepkiler yükseldi. Oysa konumuz değişimdi ve değişmek için önyargısız, varsayımsız bir dünyada ilerlemenin önemini konuşuyorduk. 

Başkalarının seçimleri, hayalleri ve yaşamları hakkında her an fikir beyan ederek değişimi nasıl sağlayabiliriz?

Neden sürekli olarak hayalleri yargılıyoruz, hangi hakla başkalarının düşüncelerine hükmetmeye çalışıyoruz?  

Nasıl oluyor da, her zaman, her konuda doğruyu bildiğimizden bu kadar emin olabiliyoruz?

İnsanlık Darwin’i, Da Vinci’yi, Einstein’ı ve daha yüzlerce özgür ruhu sorguladı, Picasso’yu, Dali’yi ve onlarca öncü sanatçıyı eleştirdi ama sonuçta onlar gibi dahiler tarihe geçtiler. Onları beğenmeyenleri de kimse hatırlamıyor…

Çocuğunuz, kardeşiniz, arkadaşınız size gelip sizden çok uzak bir şeyler anlattığında ne yapıyorsunuz? Anında sert bir tepki göstererek lafı insanların boğazına mı diziyorsunuz yoksa herkesin fikrine ve hayallerine saygı göstermeyi başarıyor musunuz? En önemlisi de, yargılamadan, sonuna kadar dinleme sabrını gösteriyor musunuz? Ne demeye çalıştıklarını anlamak için gerekli çabayı harcıyor musunuz?

Dünya ancak başta hemen herkese uçuk kaçık gelen fikirlerle ilerliyor. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi, yeni fikirlere ve farklı düşünen beyinlere de yararı yok.

Evet, ben Hindistan’a gideceğim, benden ve bugünkü yaşam biçimimden çok uzak bir toplumu keşfe çıkacağım. Evet, belki sefalet beni çok üzecek ve yoracak, belki gördüklerimden dehşete bile düşeceğim. Evet, belki pislikten çok rahatsız olacağım, hasta bile olacağım. Evet, belki düzenli dünyamdan sonra kaosun içine düşmek kafamı karıştıracak. Üstelik zoru seçerek, hem Calcutta’da Rahibe Teresa’nın kurduğu merkeze giderek, orada gönüllü çalışmak için çaba harcayacağım, hem de sessizlik yemini edilen manastırlardan birisinde zaman geçireceğim. Evet, o coğrafyada bir dolu şeyin kolay olmayacağını biliyorum. Yine de hayal kurmama izin verin. Bırakın rüyalarımdan ve davranışlarımdan ben sorumlu olayım.

Kim size ne anlatırsa anlatsın, karşı çıkmadan önce yanına oturun ve dinleyin. Hatta bir kaç dakika olsun sessizliğin gücüne teslim olmayı kabul ederek, yüreğinizle dinleyin, gerçekten dinleyin.

Ve lütfen, uçurtmaları vurmayın…

Kasım 2011

Ömür İlbaş TwitterÖmür İlbaş İnstagram
Web Tasarım
Copyright © 2009 Ömür İLBAŞ. Bu Sitenin Tüm Hakları Ömür İlbaş'a aittir.