Ömür İLBAŞ

Çocukluğum ziyarete gittiğimiz evlerde önüme sıkça çıkan üç maymun biblolarını incelemekle geçti. Bibloya gösterdiğim ilgiyi fark eden her ev sahibi hanım, ağzını, gözlerini ve kulaklarını kapatan bu maymunların anlamını bana uzun uzadıya anlatır ve her seferinde kendi görüşünü eklerdi. Bu görüş eve göre değiştiğinden bu konuda kafam karışıktı.

Daha sonraki yıllarda hayatıma giren “üç maymunu oynamak” deyimiyle birlikte çocukluğumun tuhaf anıları arasında yer alan bu maymunları ne zaman ansam, anında gözümün önüne, büyük ihtimalle ıskaladıkları hayatı benim gibi meraklı çocuklara öğretmeye çalışan süslü hanımlar gelirdi.

Sonra da o süslü hanımların çocukları, torunları, ailelerinde öğrendikleri doğruları pek sorgulamadan bana diretmek ya da kararlarımı eleştirmek için önüme dikildiklerinde her seferinde yine o meşhur üç maymunu hatırladım.

Benim maymunlarım gözlerini hep dört açtı, her şeyi duyan kulaklarını ise ne zaman tıkamak, ne zaman açmak gerektiğini sürekli sorgulayıp durdu.

Dilimi tutmaya gelince, belki de bir tek orada sınıfta kaldım. Tüm çocukluğum boyunca susmuş olmanın acısını çıkarmak istercesine uzun yıllar  her şeyi gören eleştirel bakışımın dilime acımasızca yansıması başıma epey iş açtı.

Yaş almanın herkese farklı yetiler getirdiğini gözlemlediğim şu günlerde, ben de dilimi ısırmayı artık öğrendiğimin farkındayım. Bir yandan da herhangi bir konuda canım sıkıldığında bunu  saldırganlaşmadan söylemenin yollarını deneyimlemeye devam ediyorum.

Sıra sizde: sizin üç maymununuz ne zaman devreye giriyor? Mutluluk yolunda destek mi oluyorlar, köstek mi? Onları yanınızda taşımanın erdemlerinden gerektiği zamanlarda, gerektiği gibi yararlanıyor musunuz? Yoksa unuttunuz mu onları?

 

Ömür İlbaş TwitterÖmür İlbaş İnstagram
Web Tasarım
Copyright © 2009 Ömür İLBAŞ. Bu Sitenin Tüm Hakları Ömür İlbaş'a aittir.